
Sevmeyen geri dursun, ben bayılıyorum.
Taaa Şekerpare'den, Sıdıka'dan hatırlıyorum.
Bugünlerde Temel İçgüdü'de takipteyim.
Bloglarda -Lacheen ve son haber Gn- kısa saç muhabbeti dönerken ve ben de sadece son birkaç yıldır uzun saçlıyken, bu muhabbetin ortasında durmak istiyorum kısacık saçlarımla.
Sonsuz bilgilerle dolu kafasını süsleyen kısacık ve çoğu zaman farklı renklerdeki saçlarına bayılıyorum Serra Yılmaz'ın.
Bir de son zamanlarda dikkatimi çeken şey upuzun ve komik şekilli küpeleri.
Bazen renkli toplar, fincan takımları, boncuklar, son bölümde de küçük fiyonklu sepetçikler takılıyor.
Aynı anda hem komşu teyze, hem üniden bir hoca, hem herşeyinizi anlatabileceğiniz bir küçük kadın...
Bak Milas'tan Menteşe'lere akrabaymış, z.yağcı, şimdi söyledi!!! Gelmez mi ki buralara?
Tarator yapıyor, yerim ben seni!!!
Serra Yılmaz, saç, küpe vs..
25 Ekim 2009 Pazar
Kına olayı

Ve bir diğer Bodrum geleneği.. 1 yaşında kız çocuklarına kına yakılıyor.
Bizim de Uluç Ege'nin mevlüdüyle birleştirip yaptığımız birşey oldu.
Çok güzel başladı. Oğlum hep uyuduğu için fotoğrafını çekemedik. Zaten uğursuz makinanın bozulacağı tuttu tam da bugünde. Minik bebeği olan her yeni annede olduğu gibi arkadaşım Ö de çantasından çıkardı acil durum makinasını :) Bu onlardan biri.
Dediğim gibi çok güzel başladı. Melek Güneş ordan oraya koşturdu, gelen minik ablalarıyla oynadı ama uyku ağır gelmeye başlayınca,bir oda dolusu teyze, bir de eline değen garip şeyle korktu ve hiç susmadan ağladı.
Günün anlam ve önemine istinaden kırmızı giydik :) Bu arada ben babacığımın geçen sene aldığı şalvarı giydim. Dünyanın en rahat giysisi bu olmalı, artık daha sık giymeye karar verdim :) Daha önce rimelimle ilgili bir yazı yazmıştım. ikkuş sormuştu, ne kadar belli oluyor bilmiyorum bu şey kadar pcde göremiyorum, belki anlamışsındır :)
Zaten sonunda Melek Güneş'le uğraşmaktan kan ter içinde kaldım.
Elindeki eldivene bakıp ağladığı için hemen yıkayıp uykuya daldı.
Hediyesini bırakan sessizce gitti, bir günümüz de böyle geçti..
Gönderen elfeyp zaman: 02:57 3 yorum
Etiketler: Bodrum, miniğim, miniğim jr
İnci inci....
22 Ekim 2009 Perşembe

*** eyp, Bodrum Cup'a gidememenin hüznüyle tura çıkıyor.
Sanırım ve umarım sadece haftasonu için.
Zaten artık bitse de gitsek modunda. Ekim bitmek üzere ama ara ara hala geliyor Mr.K
*** Etrafta ise durmadan nezle, grip haberleri duyuyorum. Telde sesini tanıyamıyorum kimsenin. Burunlar tıkalı, gözler baygın.. Dünün sözünü de eyp'den duydum, bir arkadaşı söylemiş: Domuz gibiyim, grip miyim acaba?
*** Diziler yine bombaydı bu hafta maçlardan ara ara izleyebildiğim kadarıyla.
Oğuz: Ooo, Ayşe genç kız olmuşsun sen
deyince senaryonun yönü belli oldu.
Behlül'ü de son sahnede yatakta erkek görünümlü bir atla görünce onun da foyası meydana çıktı. Zaten o kırmızı pantollar, bayır aşağı koşarcasına salınmalar, saçları ahenkle dansettirmeler falan belli ediyordu kendini ama izledik yine de.
*** Son birkaç aydır çamaşır yıkama, serme... rekorundayız. Bari çamaşır mak. birşey olmasın diye duadayım. Uluç kustu, Güneş döktü...derken devamlı bir sirkulasyon var evde. Bu arada yumuşatıcıyı almıyor makine. Aldığında da o gözü suyla dolduruyor. Var mıdır bir bilgisi olan??
*** Geçenlerde Migros çıkışı, eyp önde Güneş'le, ben de oğluşum kanguruda sallana sallana yürüyoruz. Çok susadığım için şu malt içeceklerinden içiyorum bir yandan. Birkaç ters bakışı görünce anladım. Bira şişesi görünümlü malt hülasası beni 2 çocuklu alkolik anne, eyp'yi de bahtsız koca gibi göstermiş. Bir dikişte bitirip attım şişeyi.
Gönderen elfeyp zaman: 10:50 4 yorum
Etiketler: kaptan, miniğim, miniğim jr
Pöfiiii!!!!!
20 Ekim 2009 Salı
Bol alışverişli günler geçiriyoruz bugünlerde.
Çünkü evdeki teknolocik ürünlerimizin neredeyse tümü bozuldu. Telsiz telefonumuz, fotoğraf makinemiz ve en sonunda en kötüsü laptop..
Kimi Melek Güneş'in bünyesinden beklenmeyen çeviklik ve gücüyle, kimi eyp'nin katkılarıyla halloldu.
Dünkü Teknosa turunda benim çok beğendiğim, fiyat olarak da orta yol bir ev telefonu ve eyp'nin ısrarıyla, uzun süredir de istediği avuç içi kadar bir laptop aldık. Şimdilik ben kullanıyorum. Diğeri tamirden gelince eyp, tura çıktığında götürecek bunu. Çok da zorlanmayacak zaten taşımakta. Çünkü gerçekten bir karışçık boyuyla imdadımıza yetişti, sağolsun :)
Bu hafta aşı, tahlil vs ile geçti.
Uluç Ege'nin aşıları, Melek Güneş'in ilk yıl sonunda yapılan idrar ve kan tahlilleri vardı.
Bu arada 1 senedir çok memnun kalarak gittiğimiz doktorumuzun bizim pek de ısınamadığımız diğer hastaneye geçtiğini öğrendik. Ve bir soru takıldı aklımıza. Doktor mu, hastane mi?
1 yıldır sadece boy,kilo ölçümü ve özel aşılar için gittiğimiz ve gerçekten memnun olduğumuz doktorumuzla, ukala danışmanlar ve otel görünümüyle ticarethane havası veren yeni hastanesinde devam etmek mi,
Yoksa en zorlu anlarımızda dahi vezneden, hastabakıcısına kadar güvenle gittiğimiz hastanemizde yeni bir doktorla mı?
Sanırım ikincisini seçiyoruz kararsızlıkla...
Bu arada Melek Güneş'in kan ve idrar tahlilleri miss gibi çıktı :) Çok merak ettiğim bebelerde idrar tahlili de başımızdan geçmiş oldu böylece. Minik bir poşet yapıştırdılar ve başladık elimizde bir biberon suyla beklemeye. Tam 1,5 saat bekledik hanımın keyfini. En sonunda eyp, kulağına 'Hadi kızım, şıırrr,çişşş...' gibi şeyler söyledi, ben yapıyordum artık neredeyse :)
Bu da yeni bilgisayardan bir minik acemi fotosu :)
Gürhan Orhan
17 Ekim 2009 Cumartesi

Taş, takı, tasarım, altın, safir... nette dolanırken bu sitede buldum kendimi. Tasarımcılar arasında bir Türk ismi dikkatimi çekti, nerde olsak tanırız birbirimizi :) Hepiniz görün, bilin istedim. Yurtdışında çok ünlü biri sanırım, belki burada da öyledir ama ben ilk kez duydum adını. Kendi sitesinde bunun çok güzel bir kanıtı var çünkü.. Cher, Jennifer Aniston, Meryl Streep, Sandra Bullock....akla gelen tarz sahibi birçok ünlü, Gürhan Orhan tasarımları kullanıyor.
Koştur durma
14 Ekim 2009 Çarşamba
Hazır ev sakin, sessizken birkaç satır yazayım..
Uluç Ege, inanılmaz bir hızla büyüyor.
Kız ve erkek bebek gelişimini de şaşırarak farkediyoruz eyp ile. Tabii ki her bebek farklı ve kendine özgü, aynı anne babadan olsalar bile. Ama meselaa..
Melek Güneş'e 3-4 aylıkken giydirdiğim ve birkaç tanesini kardeşi için sakladığım tulum ve bodyleri vardı. Uluç Ege onları şu anda giyebiliyor. Henüz kontrole gitmedik 2. ay için. O zaman daha iyi anlaşılır sanırım.
Bir de galiba erkekler bebekken daha uslu ya da benim şimdiye kadar gördüklerim öyle. Melek Güneş'le ilk 3 ay ve hatta özellikle geçer dedikleri halde 3. aydan sonra şeş beş olan bir uyku düzenimiz-düzensizliğimiz vardı. Ama paşacık şimdilik huzurlu uyuyor.
Evin ilk bebekleri sanırım sessizliğe ihtiyaç duyuyorlar. Bu birkaç arkadaşım da daha gördüğüm bir durum. Ama Uluç Ege, ev kalabalıkken, müzik açıkken.. çok daha güzel ve derin uyuyor. Melek Güneş'in çığlıkları, kahkahaları ya da telefon sesi uyandırmaya yetmiyor neyse ki.
Bir diğeri de anne sütü, anlatmak istediğim. Aslında bu daha çok benim psikolojim ve beslenme tarzımla da ilgili olabilir. Artık çok daha rahat ve deneyimli :P olduğum için anne sütü konusunda sorun yok. Bunun en büyük nedeni de aslında Melek Güneş'le geçirdiğim öğünler de olabilir.
Doğumundan beri kabızlık sorunu çektiği için öğle öğünü çoğunlukla çorba çeşitleri oluyor. Kemik kaynatıp buzluğa koydum. Çorbayı onunla yapıyorum.
Yumuşak meyveleri kaynatıp arada onu içiriyorum. Elma, armut, havuç vs. diş kaşıyıcısı zaten. Arada papatya, ıhlamur vs..Tabii ki kendi hazırladığım yoğurt, bazen yeni başladığımız bal ya da muz ve pekmezle.
Bir avuç kuru üzüm ama iki minik parmakla teker teker serçe parmak havada yiyerek :)Tüüüm bu günlük beslenme çeşitlerini çoğaltarak, bazen değiştirerek Melek Güneş'in 2. kışını karşılarken bi sana bi bana yaptığımız için 2 ayda sadece 1 kez mama içti oğlum :)
Bu arada Cuma büyük gün!!
Uluç Ege'nin bayram nedeniyle geciken mevlüdü var.
Ve belki bilenler vardır.
Bodrum'da kız bebekler 1 yaşına girdiğinde de mevlüd okunur, kına yakılır. Bu da Bodrum'un o çoook bilindiği sanılan yüzünün ardındaki geleneklerinden biri, yaşatmak gerek :)
İkisi birarada olacak, hazırlıklar son sürat :)
Önce temizlikçi tutayım dedim. Sonra hali hazırda 85-90m2 olan köşkümüz için elin kadınına vereceğim parayı çocuklarım için harcarım dedim ve misler gibi yaptım evimi :P Yoruldum mu? Çok değil. Zaten Melek Güneş, elektrik süpürgesine bayılıyor, Uluç Ege'ye de ninni gibi geldi. Gerisi ıvır zıvır..
Derinlemesine yapılan temizliklerin sonunda evden bir kamyon yükü eşya çıkar bizde. Gereksiz ama belki lazım olur diye diye kenara konan kağıt, poşet, paket, fatura.... hepsinden arındırınca evi geriye yapacak çok da birşey kalmadı. Ennn güzel yanı da dolabımın arkasında gizlenen mektupları, notları bulmam oldu. eyp'ye 3 günde bir asker mektubu yazdığım için bir kutu birikmiş. Dün okuduk. Çok eğlenceli, boool arızalı mektuplardan notlar düşerim buraya daha sonra :)
Aşçı tutuldu, pilav için ve ayran ve tatlı... şeklinde bir mini menü, bir güzel kız bir de tatlı oğulcukla fotolarımızı da daha sonra görürsünüz artık şimdilik bu kadar çok bile yazabildim bu telaşta :)
Gönderen elfeyp zaman: 07:10 2 yorum
Etiketler: güncel, miniğim, miniğim jr

