
Sonunda başladım.
M.babamın taksisi var ama taksi için ayrı ehliyet gerektiğinden çalışamıyorduk rahatça. Cezası çok yüksek çünkü.
Melek Güneş'in doğduğu hafta aldığımız arabamızda da pek çalışamadım. Hamileyken korktum biraz. Sürekli kullansaydım belki ama acemiyken başlamak istemedim.
Ama artık çalışıyoruz. Hocam kocam :)
Biliyorum kocadan hoca olmaz. Höt dese gözler dolar, o anlatmaktan bıkar, ben hata yapmaktan korkarım vs düşünmeden kafama koydum bu sefer.
Yaza kadar sahile sürsem yeter heralde şimdilik :)
Dün bir, bugün iki
5 Nisan 2010 Pazartesi
Gönderen elfeyp zaman: 12:53 5 yorum
Etiketler: kaptan, miniğim, miniğim jr
Miss Li
4 Nisan 2010 Pazar
Volvo'nun reklamlarında duydum ilk önce.
Bu kaçıncı araba reklamından indirilmiş şarkı bilmiyorum zaten :)
Hafif titrek sesli, çatlak bir hatuna benziyor, miss'liği geçmiş aslında biraz, tombiğe dönmüş ama çok şeker.
Tıkılmış bir sürü deli çalıp, söyleyip tepişiyorlar :)
Miss Li - Ho Boy - Clip
Yükleyen urlov. - DiÄ�er müzik videolarına göz atın.
Nilüfer Devecigil
2 Nisan 2010 Cuma
Psikoloji mastırını Amerika’da tamamlayan Nilüfer Devecigil yine Amerika’da deneyimsel oyun terapisinin yaratıcısı Byron ve Carol Norton’la beraber çalıştı. Bu arada ‘attachment parenting’ ve çeşitli anne-baba okulları üzerine araştırma ve seminerleri oldu. Özellikle attachment ve hiperaktivite ilişkisine yönelik araştırmalarının yanısıra fiziksel ve duygusal travmalar üzerine birçok okul dışı eğitime katıldı. Bugün İstanbul’da özel bir klinikte 3-8 yaş arası çocuklara oyun terapisi uygulayan Devecigil ayrıca hamilelere ve yeni annelere ‘attachment parenting’ danışmanlığı ve her yaş grubuna yönelik anne-baba okulu seminerleri düzenlemektedir.
Cine 5 / Farklı Bir Gün / Canlı SöyleÅ�i - Nilüfer Devecigil
Yükleyen mcerdogan. - TV dizilerini ve programlarını online izleyin.
Ne ki şimdi bu?!

Dantel etek modası varmış.
Ablamızın da eli iğne tutuyor belli. Dikip yayınlıyor blogunda.
Yook kıskandığımdan değil, ellerine sağlık tabii ama bu çeşme başı pozunu anlamadım ben.
*****
Bahçe içinde oturuyoruz ama kadınlığımdan asla taviz vermem. Çapa çapalarım ama dantelimden vazgeçmem. Beyim de az mutaasıp olduğundan ayak bileğimden yukarısını ondan başkasına göstermem. Hortumla ıslata ıslata dövme fikrinizi ve yorumlarınızı bekliyorum...
Bir zamanlar ben....
1 Nisan 2010 Perşembe
Şu aralar anneliğin dibine vurmuş olsam da bir zamanlar ne yaptığım geldi nette dolanırken aklıma...
Üç kuruşluk iş yapıp on kuruşluk saman s.çtığımız günlerdi..
Her akşam mutlaka babama kahve pişirir, abimle didişirdim..
En faydalı besin makarna-patates kızartmasıydı. Yemeğin suyuna ihtiyacımız yoktu çünkü..
Sabrina'yı izler, deliler gibi kitap okurdum..
Sonra üni günleri başladı.
Yurtta kendim gibi yüzlercesiyle geçirdim 5 yılımı. Allahtan sadece ilk yılım devlet yurdunda heba oldu.
Akşamları kantin mahşer yeri gibi olurdu. Birbirinin üstünden para uzatır, üstünü hiç tam alamazdık. 
Her gece topkek süt içerdim. Sağlıklı beslenmenin anlamını açlıktan okulda bayılınca anlamıştım çünkü. Her akşam meyve tabağıyla başıma dikilen annem çok uzaklardaydı ve sıkıyorsa yeme devri başlamıştı.
Bir problemin çözümü sayfalarca sürerdi.
Blok ders için yalvarır, hemen bitsin de pazara koşalım derdinde olurduk.
Harcanması en zevkli para öğrenim kredisiydi.
Babadan zor para ister, bitince yaptığımız kolye-küpeyi satardık kantinde..
Akşamları herkes sevgilisine atkı örerdi. Bilen bilmeyene öğretir, arada yarısına kadar yapıverirdi. Ufacık dükkanı olan yüncü amca biz mezun olurken dükkanını tadilatla yenilemiş, iki katına çıkarmıştı. Muğla soğuk, yurttaki kızlarda sevgili çoktu..
Flormar ojenin her rengi vardı.
Osmanlı Bankası hayalleri kurulurdu..
Üzeyir Garih okurdum, bölümümle ilgili, ölümünü de gördük ne yazık ki..
Şimdilerde maymun suratlı olduğunu düşündüğüm Davids'e bayılırdım..
Leman, Lemanyak oldu, Lombak pörtledi bi ara..Penguen'di Uykusuz'du derken üni bitti..
*****
Daha biiiirr sürüüü şey...
Çocuklar uyurken bu kadarı geldi aklıma..
Bir de 'Vayy be..' dedim, demek ki annemin de benden önce böyle anıları vardı ve biz bunun hiç farkında değildik.
Sanki annemiz babamız da bizimle birlikte doğmuş, o güne kadar hiç yaşamamışlar..
Salak ben!!!
Vay anasını sayın seyirciler!!!
30 Mart 2010 Salı
En çok ihtiyaç duyduğumuz an da, ki son 2 senedir en çok kullandığımız o, çam. mak. bozuldu. İçinden cıyır cuyur sesler geldi dün. Herşeyleri atarken arada kaynayan nankör sütyenin manasız demiri, var ya hani yarım ay şeklinde, kendini koyvermiş, mak. içinde daha önce pek de farketmediğim binlerce delikten birinin içine kaçmış kırılarak hem de.
Servis geldi sabah. Mak. söktüler. Ben 'Amma da değişikmiş içi dışı.' diye karşıdan bakarken, Melek Güneş palyaço gördüğünden beri öğrendiği 'Anne korkuu'yu söyledi yine. Yeni çıktı bu da. Afyon'da bütün çocuklar yüzlerini rengarenk boyatıp palyaçonun peşinden koşarken bizimkinin ödü koptu. 'Korkma kızım' diye açıklamaya çalıştıkça aklında sadece 'Anne korkuu' lafı kaldı. İzmir dönüşü Söke'de durduğumuz oyuncakçıda da Çığlık filmindeki maskeyi gördü. Hangi üstün zekalı koyduysa pembe beyaz bebeklerin, ayıcıkların yanına o salak maskeyi, çocuk boynuna sarıldı babasının. Bir de böyle anlarda ne yapacağını bilememe hali var. 
Gölgesinden korkan ben, bir yandan yatıştırmaya çalışıyorum onu, onun korktuğu şey bize basit ya da komik görünse de ciddiye alıp onu sakinleştirmek gerek. Çok da üstüne düşmeden korkusunu körüklememek bir yandan. Allahım, ne kadar zor gerçekten bu iş?!
Her neyse, MG, mak. o halinden ve bu kadarcık iş için kalktım geldim sabah sabah surat ifadeli servisçiden ürktü sanırım, bahçeye yollandı babanesiyle. Ben de parçaları toparlayan servisçi ve 'Allah Allah, ne parçasıymış bu çamaşırın?!' diyen M.babamla kaldım evde. Oğulcuğumla kereviz pişirdik. MG, kulaklarının içine kadar kum toprak içinde, epeydir dinmeyen yeşil cümükleri ve bahçıvan pantolonuyla sokak çocuğu kıvamında sızdı kaldı. 
Uluç Ege, formunda 24 saat emiyor. Performansıma ben bile şaşıyorum. Bir ara azalan sütümü Humana ve fındık-cevizle toparladım. Vitamin almaya da devam ediyorum. Onların bool sebzeli, etli, börekli öğünlerinden de tırtıklıyorum. Bu arada anneler neden kilo alır anladım. Çocuklar tabağa koyduğun kadar değil, midesinin aldığı kadar yiyor ve tabakta kalan son pincikler anneye kalıyor.
*********
Günün menüsü z.yağlı kereviz, havuçlu bulgur pilavı, yoğurt.
Gönderen elfeyp zaman: 03:11 4 yorum
Etiketler: miniğim, miniğim jr
Buçuk
29 Mart 2010 Pazartesi
Bir döneme kadar yaşların buçuğu da söylenir ya mutlaka, eskiden buna anlam veremezdim. 2 ya da 3'tür 2,5 ne ki?
Anne olunca anladım'lardan biri de bu oldu.
Melek Güneş 1 yaşında olduğundan çoook daha farklı, 2 yaşındakilerden de öyle.
Kelime dağarcığı inanılmaz bir hızla arttı bu buçukta. Tek heceli çoğu kelimeyi tekrarlayabiliyor, iki hecelilerin sonunu poposundan uyduruyor.
Uluç Ege, ailenin demirbaşı yürütecin 5. bebeği, ilk denemesini yaparken :)
Tek tek anlatmak istemediğim bir sürü şey var öğrendiği, söylediği, yaptığı..
'En zeki bizimki galiba' günleri geçiriyoruz bu ara :) Herkes gibi bir tek bizimkinin bunları becerebildiğini sanıyoruz..
İzmir'de boool kuzenli, arkadaşlı geçirdiğimiz geçen haftada anladım ki çocukların hepsi canavar gibi. Söyleneni kapıyor, istediğini yapıyor, hakkını savunuyor, sevildiğini hissedince mayışıyor..
Gönderen elfeyp zaman: 07:16 4 yorum
Etiketler: miniğim, miniğim jr
