3. sayfa haberleri vardır. Baş harfleri yazılan insanlar, parantez içindeki yaşlar...
Çok kötü geçti haftasonu bizim için..
Bir aile yok oldu. İkisi de 28 yaşında 2 kuzen anneleriyle İzmir dönüşü...
eyp'nin arkadaşlarıydı..
Çok sevdiğimiz bir abimizin, eniştemizin babası da trafik kazası geçirdi, hala yoğun bakımda, solunum cihazında..
Yine eyp'nin bir akrabası, bir ablamızın bir gözünde aniden görme kaybı, MS teşhisi..
Annemle babam burdaydı. Çocuklar için iyi oldu, özlemişler..
Amcamın torunu oluyor, onun için çok güzel bir paket hazırladık. Güneş postaneyi birbirine kattı, onu gönderdik bugün..
Bugünse beni gülümseten çooook uzun zamandır almadığım bir minik yılbaşı kartı oldu, canım hemşerim, tanıştığım ilk bloggerlardan :) Güldem..
Çoook teşekkür ederim, yüzümüzü güldürdün..
Herkese daha güzel geçecek bir yıl diliyorum..
Acı.tatlı
30 Aralık 2009 Çarşamba
15. ayında Melek Güneş, uyku sorunsalı ve Uluç Ege kişisi
25 Aralık 2009 Cuma
Başlıktan da anlaşılacağı üzere epey uzun bir yazı olabilir ya da fırsat kalmaz kısa kısa devam ederim.
Evin içinde bir adet 15 aylık Melek Güneş ve bir adetcik 4 aylık Uluç Ege'yle yaşamaya alıştık.
Şimdiki konumuz Melek Güneş'in uyku düzeni..
Yazın alıştırdım kendi odasına. eyp turdayken ben de onun odasında uyudum. Pek sorun olmamıştı- Gecede su için 3-4 kez uyanmayı saymazsak..
Şimdi ise yine odasında uyuyor akşamları. Ama yine 2-3 hatta bazen daha fazla kez uyanıyor, emziği verince ağzına tekrar dalıyor- o emziğe de kardeş nedeniyle tekrar döndük maalesef. 
Ama neredeyse her seferinde sabah saat 5-6 gibi anneeeeaa diye uyanıyor ağlamadan, yanımıza konuyor. Çünkü o saatten sonra onu yatağında tekrar uykuya daldırmak benim için çok çok zor. Uluç Ege için de gecede 2-3 kez emzirmeye uyandığım düşünülürse 'Başlarım Tracy'ye Gina'ya, zıpla kuşum aramıza!' diyerek sızıyorum ben de sonunda..
Ve bugün insanlık için sıradan ama Uluç Ege için çok özel bir gündü. Çünkü oğulcuğum kendi çapında ilk dönüşünü gerçekleştirdi :) Geçen sene Güneş'e yer yatağı yapardım, debelenirdi bütün akşam. Uluç Ege için korkmuştum Güneş tepesine çıkar mı diye. Ama benim akıllı kızım kardeşinin etrafından dolanıyor dikkatlice, bazen yanına yatıyor, emziğini veriyor ağzına, ama yine de yalnız bırakmıyorum ikisini hiç, içimizdeki minik kurtçuklar kaynaşmasın diye..
Gönderen elfeyp zaman: 12:44 5 yorum
Etiketler: miniğim, miniğim jr
Mısırdan mesaj var :)
21 Aralık 2009 Pazartesi

Şans oyunlarında, yarışmalarda çoook şanssızımdır.
Zaten buna da eyp'nin adıyla, onun mail adresiyle katıldım.
Bu akşamüstü kargo paketi onun adına gelince şirketten birşeyler sandım ama 2 paket içinde 6 tane tazecik mısırcıklarımız geldi :)
Çoook teşekkürler..
Katılmak isteyenler....
Kaçarak uzaklaşılacaklar
18 Aralık 2009 Cuma




Herzaman söylüyorum: Bu blog sadece sevdiğim, beğendiğim şeylerle ilgili değil. Her gün grip merakla bakıyoruz diye bu kadar da saçmalanmaz markafoni, şımardın sen de!!!
Bugün...
16 Aralık 2009 Çarşamba

- Bizim için çok çok özel bir gündü eyp ile..
Melek Güneş ve Uluç Ege'yi bıraktık babanelerine. Önce Körfez'e gittik. Bodrum'un eeeeen güzel mezelerini yedik. Bodrum'a gelirseniz önce yemeğinizi yiyin limandaki restorantında, sonra da Barlar Sokağı'ndaki barında deli gibi coşun :)
Ahtapot, kazayağı, pava...dil balıkları bittiğinde Kimse Bilmez çalıyordu, Mehmet Güreli....Çok şaşırdım, çook uzun zaman olmuş dinlemeyeli..
- Sonra da Ibo ve Gemma'nın yanına gittik, Cafe Paşaoğlu.. Cappucinomuzu içtik, Bodrum'u sel almış, içimiz ısındı orda..
Evimize geldik, çocuklar çok uslu durmuş :)
Bu arada yarın misafirim var. Arkadaşlarımız geliyor. Birinin kızı Güneş'ten 1 yaş büyük sadece. Onun için güzel olacak..
Annem börek yapmış. Ben de bir tatlı buldum bu aralar kim gelse aynı şeyi yapıyorum :P
Bak tarifini vereyim, hem çok basit hem de değişik, bilen çoktur ama ben daha geçen sene keşfettim;
- 3 yumurta Biz Melek Güneş'le bahçeye inip bakıyoruz kümese :) 2 tane yetiyor
- 1 su bard. sıvı yağ Bu da biraz fazla geldi bana geçen sefer. Yarımdan biraz fazla olacak bu sefer.
- 1 su bard. irmik
- 1 su bard haşhaş
- 1 su bard tozşeker
- 1 çay bard un
- Kabartma tozu
Şerbeti 1 su bard toz şekere 1,5 su bard su..
- Bu arada saçlarımı kestirdim. Çoooook rahatladım. Ünideki waxlı, köpüklü günlerime döndüm. Hala fotoğraf makinesiz olduğumuz için böyle bir minik fotomuz var merak edenlere..
Melek Güneş'i sabit tutmak imkansız olduğu için zor sığdı kareye. Oğluşum bir minicik tosbağa, şekilden şekile sokuyorum gıkı çıkmıyor. 
Birbirinden alakasız 2 bebe oldu bunlar. Biri kafasının almadığına pas vermeyen, son azı dişleri ve çarpıp geçen griple hafif nazlı, atom karınca gibi bazen koltuğun tepesinde, düşmesin diye karşıdan takipteyken başımı çevirdiğimde diğer odadan seslenen garip birşey oldu. Nasıl bir genç kız olacak diye meraklardayım. Bu tombalak ayaklar nasıl topuklu ayakkabı giyecek? Belki annesi gibi 28'ken 18 hisseden, kot pantolonuyla bütünleşik bişey olur..
Oğluşumsa 9 köyle barışık. Kimi görse, daha karşısında maymunluk yapmaya fırsat vermeden kikir kikir gülen, kıpraşık bir küçük adamcık :))
Hangi insan hakları?!?
15 Aralık 2009 Salı

Tüm gösterim ve etkinliklerin ücretsiz olduğu Belgesel Haftası'nda odak noktası cezaevlerinde yaşananlar..
14-17 Aralık tarihleri arasında Dutch Chapel ve Tütün Deposu'nda gerçekleşecek festivalde öne çıkan filmler ;
28 yıldır cezaevinde yatan ve halen ölüm cezasının infazını bekleyen gazeteci Mumia Abu-Jamal'i konu alan 'Ömrüm Hapiste Geçti?'
Gençlik yıllarının çoğunu içeride geçiren bir karakterin hikayesini anlatan ve çekimleri 20 yıl kadar süren 'René', hatta filmdeki karakter yönetmenin evini dahi soyan bir suç makinesi..
Türkiye'den de yıllardır tartışılan Diyarbakır Cezaevi'ni içeriden bir bakışla, orada yatanların dilinden anlatan '5 Nolu Cezaevi'
......
Filmler ve gösterimlerle ilgili daha fazlası....

