
Tek başıma bir örgüyü başlayıp bitirebildim..
Daha önce de minik birşeyler yapmıştım ama hep annemle beraber, o hesaplar, başlar, örneğini koyar vs..
Bu sefer çooook güzel bir site buldum. İlk başta biraz tereddüt ettim, ilmek sayıları doğru mudur, belki eksik, yanlış yazılmıştır vs diye ama yok. Çok çok basit ve zevkli bir bebek yeleği.. Tarifini elimdengelenler'den aldım.. Daha bir sürü güzel model var yapmak isteyenler için..
Ve sonunda...
17 Şubat 2011 Perşembe
Deli?!?!
5 Şubat 2011 Cumartesi
Melek Güneş bugün bana deli dedi gülerek, çok sevdiği kalabalık bir grup içinde. Bir sessizlik oldu benim tepkimi görmek için..Kaşlarımı biraz çatarak 'Efendim, anlamadım.' dedim.
Bu halime pek alışık olmayan MG tekrarladı 'Delisin sen!'
İkinci söyleyişinde basbayağı biliyordu kötü birşey söylediğini, beni incittiğini..
'Ne demek o? Ben sana hiç öyle kötü şeyler söylüyor muyum?' dediğimde sesimin tonu da epey sertti. 'Bi daha söylemek yok.' dedim, ağlar mı diye merak ettim.
Başını öne eğip neredeyse birkaç dakika parmaklarıyla oynadı, kafasını kaldırmadan kaşlarını çattı, düzeltti, birşeyler düşündü. Ona seslenenlere, dikkatini dağıtmak isteyenlere pas vermedi. Sonra yavaştan muhabbet açmaya başladı bizim kuzene. 'Derya, babanemin çiçeğini gördün mü? Yaprakları yeşil.. vs.. Yanımdan geçerken gözucuyla bakıştık, bu sefer sert değildim ama kırgınmışım gibi davrandım, asında gerçekten kırılmıştım. Bikaç dakika sonra 'Ben üzülmüştüm, barışalım mı?' dedim..'Oluuuur' dedi nazlanarak, yanağımı öptüğünde şaşırdım, demek ki hatalı taraf olduğunu anlamıştı, bu bir çeşit özürdü..
Yıllar önce daha ortada çocuğun fikri bile yokken, her hafta Üstün Dökmen'i izlerdim, Küçük Şeyler..
Size karşı hoşlanmadığınız birşey söylerse, şiddet uygularsa.. vs söyleyeceğiniz tek cümle, 'Ben sana hiç böyle yapıyor muyum?' Tabi bunu söyleyebilmek için, gerçekten aranızda böyle kötü bir anı ya da belirgin bir durum olmaması gerekiyor. Ona sizin de daha önce gerçekten kötü bişey söylememeniz, onu rencide etmemeniz..
Biraz zor, hepimiz anneyiz..
Bir yanımız çooook yorgun, bir yanımız çoook genç..
O, mızırdanarak birşeyler isterken, bünyemiz yıllar öncesinin şuursuz alışverişini, sabaha dek süren kız arkadaş sohbetlerini, sevgilimizle romantik birkaç anı özlemiş olabiliyor.
'Sabır taştığında birkaç saniye durun.' diyordu bir dergide geçenlerde, 'Durun ve bu anın fotoğrafını çekin. Sizin için şu stres yüklü, gergin, yorucu an yıllar sonra gülümseyerek hatırlayacağınız, deli gibi özleyeceğiniz bir an olacak..Kendi keyfinizi, onun moralini bozmak yerine bu anın tadını çıkarın..'
Göz açıp kapayıncaya kadar geçen zaman, bizi annemizin koynundan çekip çıkardığı gibi, onları da alıp bambaşka hayatlara sürükleyecek..
Bir daha hiçbir zaman elleri bugünkü kadar minik olmayacak, yarın bile farkedemediğimiz bir şekilde büyüyecek..
Ben bugün benim için en anlamlı öpücüğü aldım. Uyumaya direnirken ben 'Hadi artık yorma beni..'dediğimde 'Sen üzülme, ben seni çok seviyorum, hemen uyurum..' dedi. Hemen uyudu mu, hayır ama gözlerimi doldurdu, iyi ki doğurmuşum dedirtti...
Gönderen elfeyp zaman: 14:26 5 yorum
Etiketler: miniğim, miniğim jr
Annem yokken çok güleriz...
4 Şubat 2011 Cuma

Dün tiyatodaydık.
Daha önceki gibi bu sefer de çok çok az yerde afiş gördük. Ortakent'te hiç yok. Biz tesadüfen Gümüşlük'te afişini görüp gitmek istedik hemen. Bodrum bu tür şeylere aç, salonlar yetersiz, pek de güzel değil. Üstelik yarısı bile anca doluyor.
Ama oyun harikaydı..
Kesinlikle tavsiye ederim..
Oyuncuların hepsi tvden de tanıdığımız süper oyuncular..
Hikaye o kadar hızlı akıyor ki, sonunda hepsi kan ter içinde kaldılar..Biz de ayakta alkışladık..
Adalet?!?
18 Ocak 2011 Salı

Serdarımızı kaybedeli 3,5 ay oldu..
Ona çarpan arabadaki 2 genç, şoför için olumsuz bir ifade vermedi önce. Geçen hafta keşifte şoförün abilerinden ve kendisinden tehdit aldıklarını, zigzag yaparak 150 km hızla geldiklerini söylediler. Serdar, motordaydı, maalesef kasksız çıkmıştı ama önce havaya 10m atılıp sonra kaza yerine 80 m savrulunca kaskın da koruyacağı şüpheli..
Bugün 4. mahkemede şoför, serbest.. 2. çıkışıymış bu zaten. Allah, herkesi onun gazabından korusun, bize de sabır versin..
Yılın ilk haftasında biz...
11 Ocak 2011 Salı

****
Yine bir sürü anı biriktirdik.
Günlere Melek Güneş'in seçme saçmalamaları ve Uluç Ege'nin dinmez enerjisi damgasını vuruyor..Düz yürümekten sıkılan Uluç Ege, geri geri gitmeyi keşfettiğinden beri böyle yürüyor evin içinde. Yemesi için verdiğim herşeyi önce koşup ablasına veriyor, sonra kendisi için alıyor.
Melek Güneş ne yaparsa aynısını yapıyor, en çok kullandığı kelime 'aba' Biz özellikle abla ya da güneş demeyi öğretmedik. İkisini de kullanıyoruz ama saygılı çocuk, aradaki 11 ayın hakkını veriyor.
Melek Güneş'in konuşması gün geçtikçe düzeliyor. Artık eskisi gibi şaşırtmıyor bizi bu durum ama dışarda herkes kaç yaşında olduğunu soruyor. Sayılar kitabına bakarken 5'e kadar sayıyordu, şimdi bunu 10'a çıkardı. Geçenlerde dedesinin bulmacasındaki harfleri soruyor, 'Onlar sonra!' dedim. Eczanede E harfini tanıdı, tek ve büyük yazıldığı için belki dikkatini çekti. Şimdi bütün E'lere eczane diyor.
Henüz 2,5'a 2 ay var, ultra üstün zekalı muamelesinden hoşlanmıyorum. Çok üstüne düşüp sıkmak istemiyorum. Hele hele kardeşiyle kıyaslanmasından nefret ediyorum ve kesinlikle izin vermiyorum dışarda da.
Kendini beğenmiş, sürekli zekasıyla övünen ukala dümbeleği olup hayatı boyunca dışlanmasını istemiyorum çünkü. Bu yüzden en çok sevdiğim cümlesi, 'Anne ben bunu bilemedim, neydi?!'
Sorsun, sorgulasın, merak etsin, kardeşine öğretsin, bilgisini paylaşsın.. istiyorum.
Evde yıllarca pohpohlanıp okulda, sokakta kendi gibi onlarcasını görünce aynı muameleyi bulamadığında bocalamasın, öğrenmeye açık olsun ama önüne gelen herşeye de saldırmasın, seçici olsun.. falan filan..
***
Gönderen elfeyp zaman: 04:04 1 yorum
Etiketler: miniğim, miniğim jr
2010'a son kayıt...
31 Aralık 2010 Cuma
İyiyiz..
Çok iyiyiz..
*****
Birkaç gün önce Uluç Ege'de grip başlar gibi oldu..Klasik öksürük, hapşırık, kalan son 2 dişin de etkisiyle huzursuzluk, ishal... hepsi birbirine karıştı. Baktım şurubun da dibi görünmüş, hem çoktandır görmediğimiz doktorumuza bir görünelim, hem de şurup vs yazdırayım istedim, gece aniden ateşlenebildiği için.. 
Rutin kontrolde, kalp sesinde bir sorun olduğunu söyledi dr, ikinci kalp sesi çift atıyormuş, normalin dışında bir durum.
Sık sık İzmir'e gittiğimizi bildiği için 'Bir çocuk kalp doktorunun görmesinde fayda var.' dedi..
Nasıl olduğumu tahmin eder anne olanlar, olmayanlar için daha önce de bu tanımı yapmıştım, kalbim bir kıyma makinesinde gibiydi. Başka birşey düşünmeden sıkışıp ezildi eve gelene kadar. Çok uzatıp dramatize etmek istemiyorum çünkü 2 gündür hayata bakışım bile değişti diyebilirim.
İzmir'de gittiğimiz çocuk kalp doktoru çok içimize sindi, çok güleryüzlü ve işinin ehli bir dr, üstelik çok genç bir doç.
eko çekildi.
Sonuç, 7 yaşına kadarki çocukların birçoğunda görülen masum üfürüm denen durum. Ateşli hastalık, heyecan, kansızlık gibi dönemlerde görülen tehlikesiz, tedavi gerektirmeyen, en önemlisi çocuğun günlük aktivitelerini engelleyici özelliği olmayan durum.
***
Rahatladım mı?
Evet derin bir nefes aldım odadan çıkarken ama mutlu olamadım..
Etrafımızda erken doğmuş, muhtemelen ilerde kalp rahatsızlığı olacak avuç içi kadar bebekler, 7-8 yaşlarında hala bebek arabasına binen çocuklar, daha büyük yaşlarda tekerlekli sandalyedeki çocukları görünce 'Yaşasınnn bizimki önemsiz, masum birşeymiş..' diyemedim.
Sadece dünden beri binlerce kez ettiğimiz şükürler ve ikisi de grip olan bebeciklerim var. Her öksürük, hapşırıkta bile şükreder haldeyim.. Merakınız ve iyi dilekleriniz için çokçok teşekkürler..
Herkese sadece sadece sağlık diliyorum bu yıl..
Gönderen elfeyp zaman: 13:11 5 yorum
Etiketler: miniğim jr
Güne not...
29 Aralık 2010 Çarşamba
Başlarına gelen en zor şeyin antibiyotik olduğunu sanırdım ya da kısık ses ya da kırılmış bir minik tırnak, normalin üstü ateş, bir türlü çıkamayan balgam...
Değilmiş...
Yarın sabah İzmir'e gidiyoruz..
Çocuk Kardiyoloji'ye ...
Uluç Ege için...
Gönderen elfeyp zaman: 13:54 11 yorum
Etiketler: miniğim jr
