Dialog, sınırları ve sinirleri denenen anne ve boyu artık bacak kadar olduğu için her haltı bildiğini sanan sendrom sahibi Melek Güneş arasında geçer.
Olayın tanığı herşeyi hafızaya kaydeden ve günü gelince yine benim başıma işler açacak olan mülayim görünümlü haylaz Uluç Ege'dir..
Ben: MG, pilav yer misin?
MG : Öfff, hayırrrr!!
Ben: O zaman bu köfteyi?
MG : Ege yesin!!!
Ege yutar tabi hemen..
MG : Yaaa, ben de yicemmm pöfdeee!!!
Ben: Al o zaman, annecim..
MG : Yaaa, bıraaaakkkk!!
Ben: Bıraktım işte al ordan
MG : Öööfff annneee ööfff. Sen yee!!
Ben: Yedimm..
MG : Potaka suyu sık!!!
Duymamazlıktan gelince anında kimlik değişimi
MG: Annecimmmmm, böööle sık.. Bi pöfte, bi potaka suyuu, annecimm
Bir bardak ayrana, portakal suyu muamelesi edilir. Minik tabağa minik köfteler konur, nohutlar top sanır kendini.
'Sen büyüdün artık, kendin ye. Ben de karnımı doyurayım.' deyince aldığı gazla tabağı siler süpürür.
Mama sandalyesinde bir yandan ekmeğini kemiren, ayranı biberonu ablasında olduğu için bardaktan pipetle içen Uluç Ege, artık sıkılmaya başlamış, inmek için mızıklanır..
MG: Egecimm, avlamaa, bak üzülüorum!!!
İlk ergenlik
15 Temmuz 2010 Perşembe
Gönderen elfeyp zaman: 13:10 2 yorum
Etiketler: miniğim, miniğim jr
Hormonsuz olması yeterli mi?
14 Temmuz 2010 Çarşamba

Gün geçmiyor ki, şu fani beden bir yeni araştırma sonucuna şaşırmasın.
Az önce okuduğum şu ki; asıl faydalı olan bizim pazarda burun kıvırdığımız kurtlu, böcekli meyve sebzelermiş.
Halk dilinden anlamayanlar için bilimsel açıklama;
Herhangi bir böcek veya benzer organizmalar tarafından hasar oluşturulmuş meyve ve sebzelerin hormon ve zirai ilaç birikim seviyelerinin düşük olduğunu söyleyebiliriz.
Yani içinde kurt yaşayabiliyorsa o gıdada bizim için de zararlı ilaç vs yok.
İyi de bizimki de mide be öğretim üyecim, işkembe değil ki, nasıl vereyim ben kenarından kurdunu ayıkladığım elmayı çocuğuma?!
Yaşasın tombikler!!!
10 Temmuz 2010 Cumartesi
Kilo problemimi alt etmeye çalışıyorum.
Tekrar tartılmadım ama 50'yi geçtiğimi hissediyorum. :)
Bir yandan sağlıklı besleniyorum, bir yandan yurt günlerimi hatırlayıp koyveriyorum ama uykudan önce Lays-Cola kadar değil, onu da yapmışlığımız vardı o zamanlar..
Gerçekten 1 paket cips yemeyeli yıllar geçmiş şimdi hatırladım, anne olmuşum gerçekten sanırım.
Bu arada kendimi epey toparladım. Ateşten sonra kalan bulantılar kesildi. Aynı durumda olan birkaç arkadaşımı daha duydum, acilde de böyle bir salgın olabileceğini söylemişlerdi.
Abijim'in getirdiği vitaminler de 1 haftada etkisi gösterdi. Gözüm açıldı resmen. Kahvaltıdan sonra içiyorum, toz şeklinde. Akşamüstüne kadar takılıyoruz kuzularla, hiçbir halsizlik belirtisi yok.
***
Tecrübelerime dayanarak söylüyorum ki yoruma açıktır, en güzel, içten kahkahayı bu tombikler atıyor ve ciltleri inanılmaz güzel..
İtirazı olan?!?
Amann kimse evlenmesin!!!
9 Temmuz 2010 Cuma

Tvdeki buluşturma, tanıştırma, çöp çatma programları hedefine ulaşmış olacak ki, mükemmel ötesi Türk televizyonları şimdi bir üst 'level'a geçmiş.
Evlilik hayatı!!
'Bakın biz böyle evlendik, patır patır patlattık fişenkleri, para bizim g.tümüzün kiri, nasılsa 3-5 ay sonra bir daha yaparız başka biriyle başka bir düğün!'
başlıklı programlar bunlar.
Tamamen düzmece, paçadan akan sahtekarlık, yılışıklık..Çocuğumda olmasın dediğiniz ne varsa bunlarda.
Bugün Fox'da bir kızcağız, 'Yurtdışında büyüdüm ama bakııınn elime kınamı da yakarım' diye kan kırmızı elini soktu gözümüze. Çamurumsu fondöteni, eyeliner'a bulanmış gözleriyle gelin makyajının sadeliğinde epeey uzakta damada çemkirdi sonra telefonda. Üstünde saflığın temsilcisi(!) gelinlik olmasa yurdun hangi dışında büyüdüğü anlaşılıyor aslında.
***
Yıllar öncesi geldi sonra aklıma.
Tıp fakültesini bitirmiş 2 bekar komşumuz.
İkisinin de maddi durumu iyi olmadığı için yüksek lisans yaparken evde mütevazi bir nikah yapmaya karar verdiler. Sadece anne ve babalarının ve ev arkadaşlarının olduğu..İkisi de iki ayrı öğrenci evinde yaşıyorlardı. Nikah günü herkese yetecek kadar yer olmadığından bizden sandalye istemişlerdi..
Şimdilerde çok iyi bir doktor ve anne olduğunu tahmin ettiğim abla, gelinlik giyemezken, Esra Erol kişisinin gevrek gevrek '200 gelinlik giydim, hiçbiri içime sinmedi.' demesi ne kadar trajik, küfüre şayan!!!
TİV
Çocuğunuzun kaç tane bebeği var?
Birkaç kez sürüp kenara attığı arabası?
Bir top yeterken ona neden evin her tarafında oyuncak toplar, ayıcıklar atılı?
Türkiye İşitme ve Konuşma Rehabilitasyon Vakfı, hiç oyuncağı olmayan işitme engelli 0-6 yaş grubu çocukları sevindirmek amacıyla oyuncak toplama kampanyası başlattı.
Yıpranmamış ve onların sessiz dünyasını renklendirecek şeyler olması önemli bence.
Adres;
Barbaros Mahallesi
Fesleğen Sokak
No:8
Batı Ataşehir-İstanbul
Yemişim hastalığı size bişey olmasın
3 Temmuz 2010 Cumartesi
Gönderen elfeyp zaman: 03:56 3 yorum
Etiketler: miniğim, miniğim jr
Yorgunluk?! O da ne demek?!?!
30 Haziran 2010 Çarşamba
eyp'nin turuyla birlikte içime dolan kasveti 2 tüp serum geçiremedi.
Hiç geçmeyen 18 günü yarılarken önce Zeyno'nun düğünü oldu.
Fotolar daha sonra artık..
Melek Güneş, minik duvağıyla, Uluç Ege de papyonuyla masalarda kucaktan kucağa gezdi..
Cts günü de bebecikleri ilk kez bırakarak İzmir'e gittim. Abijim nişanlandı Kocaeli'nde.. Herşey mükemmeldi, bir de biz maaile olabilseydik..
İzmir'e gitmeden babanesi Uluç Ege'yi bisikletine bindirdi, Melek Güneş'i de kucağına aldı, ördekleri sevmeye.. Ben de yavaştan sıvışacaktım ama önceden anlattım Güneş'e. 'Ben dayıya gidiyorum, sen uslu duracaksın dimi?' Hmmm, birşeyler geveledi. 
Ayrılırken, 'Aaa, babanee anne ağlıooo' dedi, iyice koptum. Aklımda bin türlü senaryoyla önce İzmir'e ordan sabaha karşı İzmit'e, pazar günü nişan, akşamüstü İstanbul'a havaalanına ve Hollanda uçağındaki bomba ihbarı nedeniyle 1,5 saat rötarla gece Bodrum'a. Beynim allak bullak oldu ama gitme nedenimi düşündükçe yorgunluğumu hissetmez oldum.. Bundan sonra tek dileğim onlar için herşeyin başladığı gibi devam etmesi...
**********
Bu arada maalesef, bir türlü yakamı bırakmayan hastalık, yorgunluk, geceleri uykusuzluk, gündüzleri telafi edilmeye çalışan uykuyla şebeğe dönen ruh hali, birden bastıran sıcaklarla yerlerde tansiyon ve sonuç 50 kilo ben!!!!
Bir de üstüne ne kadar kötü göründüğümü ısrarla tekrarlayan eş dostla hepten boka saran beynim, gerim gerim sinirlerim..
Hayır ben sana 'Vay beee, öküz gibi yiyorsun valla, göt göbek karışmış!' diyor muyum ki sen benim hakkımda yorum yapıyorsun.
Çoook sevdiğim Üstün Dökmen der ki, ' Kilo, yaş, maaş sorulmaz, yorumu yapılmaz!!' Bu tabii görgü kurallarıyla ilgili birşey, herkesten beklemek benim hatam..
Her neyse kendimi yoğun bir programa aldım ve anladım ki benim için kilo almak vermekten çok çok daha zor. Çocuklarla kahvaltı, onlarla süt, öğlene doğru muhallebi, öğlen yemeği, akşamüstü meyve, yoğurt vs.., akşam yemeği, uykudan önce süt.. Beraber büyüyoruz yani.. Sabah Pharmaton, akşam Supradyn. Ultrason, idrar, kan testleri, guatr vs tertemiz ama 1-2 ayda verdiğim 7 kiloyu almam şimdilik hayal gibi görünüyor..
******

