Piccolo Cafe ve son haller

5 Haziran 2012 Salı



Sonunda Bodrum'da çocuklarla gidilebilecek uygun bi cafe buldum. Zaten yeni açılmış, biz İzmir'deyken.. Aslında kuzular için bir sürü yer araştırıyorum.Bazen yalnız, bazen yaşıt çocuğu olan arkadaşlarla gidiyoruz. Ama benim ve çocuklar için en makul yer burası gibi geldi. Bi kere işletmecilerini çok beğendim. Karı-koca birlikte çalışıyorlar. Ebru Hn. çoğunlukla üst katta çocukların yanında. Onlar oynarken, atlayıp zıplarken ben de kahvemi içip iki satır bişeyler okuyabiliyorum yada diğer annelerle sohbet muhabbet..



Konu hep bizimkilerin yaş farkına, farksızlığına daha doğrusu, işin zorluğuna vs geliyor hep..
Bizde genel durum şu aralar şöyle; Melek Güneş'in 2-3 yaş krizleri neredeyse 1 ay önce bıçak gibi kesildi. Geçen ay İzmir dönüşü 3 günlük Marmaris tatilimizde üniden arkadaşlarla, onların çocukları vs çoook eğlenceli günler geçirdik ve eve döndüğümüzde bambaşka bir MG vardı.. Uzun süredir canımızı bir hayli sıkan tırnak yeme, daha doğrusu tırtıklama da kesildi. Hemen her cümle 'Annecim, babacım'la başlıyor. Eski iddialaşmalar, gereksiz inatlaşmalar yok, daha kolay ikna olan, paylaşımcı ve tabii ki daha mutlu bir MG var, inanılmaz mutluyum o yüzden.
Tabii ki arada yine oluyor ufak tefek sürtüşmeler, bizimle, kardeşiyle, kendisiyle, ama artık bunlar ne bizi ne çevremizi ne de onun sinirlerini yıpratacak şekilde..





Vee o malum 2-3'ler Uluç Ege'ye geçti tabii ki. Ben inanılmaz sabır testlerinden 2. kez, farklı şekillerde geçiyorum bu yaz da.. MG'ninki kadar olmasa da hemen hemen aynı ısrarda ağlama krizleri, hırçınlık, saçma ve olması imkansız isteklerde manasız bir ısrar..
Geçen seneki kadar sabırlı olamadığımı görüyorum bazen.. Çünkü Uluç Ege'nin severken bile insanın canını yakan bi yanı var. Hiçbişey yokken bile gelip cimcikleyebiliyor, çaktırmadan ısırıyor bazen. Ama bunları başkalarına değil sadece aile bireylerine yapıyor.
Geçecek biliyorum, o yüzden uykusuz ya da aç ya da yordun olduğu durumlarda inatlaşmadan, ağam paşam sen büyüksün şeklinde idare ediyoruz..



Hmm, nerden geldik buraya..Evet Piccolo Cafe, süper biryer. Benim için temiz, nezih, çocuklar için inanılmaz eğlenceli..Bodrum'a yolunuz düşerse Oasis'in karşısında, Türk Telekom sırasında görürsünüz mutlaka. Giderken bize de haber verin, hep beraber takılalım..

Prometheus

4 Haziran 2012 Pazartesi

Show Tv'de gecenin bilmem kaçında yayınlanan 2. sınıf bilimkurgulardan bile daha kötü, bazı sahneler inanılmaz mide bulandırıcı, rahatsız edici..Bi de İzmir AFM'de 3D gözlük için extra ücret alıyorlar. Yavrum ben 3D diye gelmişim, biletimi almışım, zaten gözlüksüz bi anlamı yok ekran şaşıbakşaşır gibi, bi ara gözlüğü çıkarıp denedim ordan biliyorum, gözlüğe hangi mantıkla extra fiş kesiyorlar anlamadım. Film, Alien'ın yenileştirilmiş versiyonu gibi.. Karnındaki uzaylıdan kurtulmak için kürtaj olan bi abla var, zaten filmde başına gelmedik kalmıyor ama ben kürtaj olayında kıllandım bi. Madem doğurmayacaksın, neden uzaylıdan hamile kalıyorsun aşufte! Hem adamı baştan çıkar, g.tünün dibinden ayrılma, iş ciddiye binince, 'Ben doğuramamm, çıkarın içimden bunu!!' Adamı zorla günaha sokuyorlar valla!!

2010'larda çocuk olmak

14 Mayıs 2012 Pazartesi

Kim demiş sadece 80'lerde çocuk olmak güzel diye?! *Her sabah büyükbabanenin kurabiyesini kumlu ellerle yemek *Duvarlara yapışmış son gortlangozları toplamak *Karınca yuvalarını bozmadan Alatepe Çıkmazı'nı arşınlamak *Babanenin çaykamasını en çok ayranla içmek *Nadir amcanın havuzundaki kurbağanın sesiyle uykuya dalmak, uyanır uyanmaz kümesten yumurtaları toplamak *En yüksek kumdan kale, topa en hızlı vuruş, en çok yaprak toplayış, örümcekten en hızlı kaçış.. yarışı yapmak *Tarladaki devasa solucana uygun ev hazırlamak, kutu eve yerleştirirken fazla sıkıp 'Neyse sen uyu artık' deyip yine kuma gömmek *Sezonun ilk dondurmasını yemeye kıyamamak, karıştırırken eritip, 'Muallebi bu kandırıyosun beni' tafrası yapmak *Annesine sırnaşan buzağıya özenip, anneye yılışmak, kokuşmak Bize hergün güzel.. *****

4 Mayıs 2012 Cuma

Tarih Nisan 1930.. Gazi Mustafa Kemal Paşa, Marmara Köşkü'nde Türk Ocağı Tiyatrosu'nun açılışı nedeniyle tiyatrocular ağırlar. '' Siz, benim ta ateşemiliterlik çağımdan beri memleketimizde görmeyi candan özlediğim bir hayali gerçekleştirdiniz. Böylesine birbirine bağlı bir sanatçı topluluğunu kendi yeteneklerinizle hazırlayıp bize getirdiniz, gösterdiniz. Şimdi ben Devlet Başkanı olarak soruyorum. Hükümetten ne gibi bir yardım istersiniz?" ''Bir tiyatro okulu istiyoruz, Paşam..'' Vakit hayli geç olmasına rağmen, Başbakan İsmet İnönü çağırıldı.. Cumhurreis, Başbakan'a: ''Paşam, sizi rahatsız ettim, buyurdular, fakat önemli bir hususu size arzetmek istiyoruz", diye genç tiyatrocuları tanıştırdı. Haydi isteğinizi Paşa’ya tekrarlayın" İstek, İnönü'ye iletildi.. Gençler, Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın elini öpmek isteyince.. ''Efendiler; hepiniz milletvekili olabilirsiniz. Bakan olabilirsiniz, hatta Cumhurbaşkanı olabilirsiniz. Fakat sanatçı olamazsınız. Sizler, el öpemezsiniz ancak sizlerin eli öpülür...'' *** Tarih yine Nisan ama 2012... Başbakan RTE, İBB Başkanı Kadir Topbaş’ın Şehir Tiyatroları’nın başına bürokrat atamasıyla başlayan krizde, ''Despot aydınların bize nasıl akıl vermeye kalktığını görüyor ve o zavallılara acıyoruz. Soruyorum, yahu siz kimsiniz? Bu ülkede tiyatro sizin tekelinizde mi? Bu ülkede sanat sizin tekelinizde mi? Sanat konusunda söz söyleme ehliyetine sahip olan sadece sizler misiniz?'' buyurdular!!! 'Gelişmiş ülkelerin hemen hemen tamamında, devlet eliyle tiyatroculuk olmaz.' diyerek bilmediği, dahası araştırmaya tenezzül etmediği ve yine eli belinde cahil nutuklar atmayı seçmiştir.. *İngiltere’deki iki büyük tiyatro olan National Theatre ve Royal Shakespeare Company’den en küçük kasabalardaki tiyatro topluluklarına kadar herkes bütçeden pay alıyor. *Fransa’da Kültür Bakanlığı’nın en küçük köylere kadar inebilen bir kültür politikası var ve kültür alanında destek verilmeyen hiçbir şey yok. Kültürel İşler Bölgesel Müdürlükleri var. Onların belirlediği bütçe tarihi tiyatro kurumu Comedie Française’den en küçük kasabalara kadar her kademeye dağıtılıyor. *Almanya'da Devletin tiyatro için yıllık ayırdığı bütçe ise 500 milyon Euro. İçerik konusunda ise hiçbir kısıtlama olmaz, tiyatrolar kendi programlarını kendileri belirler. *İsveç’te Kraliyet Tiyatroları mevcut. Her yerel yönetimin kendi tiyatrosu var. Hemen hepsi aynı formatta bir sahneye sahip ve bu da kolay turne yapılmasını, tüm oyunların tüm halka ulaşmasını sağlıyor. *** Liste, uzar gider.. Rte yine farkını ortaya koyar!! ********************** Elif Mine Özbelen

İzmir-Bodrum- ve sonunda kitaplar..

1 Mayıs 2012 Salı

Geçen hafta İzmir'deydim.. Dedem kalp ameliyatı oldu. Neredeyse tamamen kapalı olan 3 damarı açıldı. Çok sıkıldık, üzüldük, bekledik ama sonuçlar çok iyi, her geçen gün iyi olmaya devam ediyor. Bizi esas yoransa dedem değil, anneannem.. Aklı pek yerinde değil.. Bazen evlendiği günde, bazen annemin bebekliğinde, bazen doğduğu köyde.. 5 dk arayla 3-4 kez dedemin ameliyatını duyup kısa süreli şoklar yaşıyor, sonra 'Prostat ameliyatı mı oldu deden ?' sorusuyla zihnine hayran bıraktırıyor.. *** Bense bu ara yine kitaplara sardım.. Arka arkaya okumaya başladım.. idefix ve kitapyurdu'nda fiyatlar epey uygun.. Kitap yorumlamayı, tavsiye etmeyi vs pek sevmem, kimsenin yorumunu da okumam aslında ama merak edenler için.. Benim çoktandır merak ettiğim Hakan Günday-Az
İzmir ve mübadele dönemiyle ilgili olduğunu düşündüğüm için Gülseren Engin- Ağlama Symrna Döneceğim
Liseden beri okumak istediğim ama bir türlü alamadığım Sabahattin Ali- Kürk Mantolu Madonna
Nazım Hikmet'in hayatının tamamını merak edip okumak istediğim için Hıfzı Topuz- Hava Kurşun Gibi Ağır

Bu kaçıncı bahar

11 Nisan 2012 Çarşamba

Bizim için bahçe zamanı büyükbabanenin akasyayı dökülürken başlar..

Buharlı temizleyici

12 Mart 2012 Pazartesi

Daha önce de bahsettim. Bu kış epey uğraştık hastalıklarla. Kış başında Uluç Ege'nin öksürüğü özellikle canımızı sıktı çünkü farklıydı. En çok uykusunda ve çok koştuğunda vs öksürüyordu. Astımdan şüphelendik.. Doktorumuz o kadar ciddi boyutta olmadığını söyledi ama bir alerji testi istedi. Hemen yaptırdık. 4 yaş altında tam sonuç vermese de ne olduğunu anlamak için. Özel sigortanın karşılamadığı ve oldukça tuzlu bir testmiş bu. Bizimkinin sonuçları çok şaşırttı bizi. 1. sırada dut ağacı var, bizim evin arkasında da 2. katı geçen bir dut ağacı :) Yer fıstığı, hamam böceği, halı tozu.. diye giderek azalan bir liste..Halı tozuna özellikle dikkat etmemizi istedi doktoru. Yanında elektrik süpürgesi açmamaya, mümkünse yorgan ve yastıklara vs.. Ben de o ara eyp'nin yengesinde, ki kendisi süpersonik bir evhanımıdır ve yaşı bizden epeyce büyüktür, bu aleti görmüştüm.

Aslında tvde de birkaç kez görmüşlüğüm ve topshop reklamlarına gıcıklığım vardır, hiç dikkat etmeden zaplardım.. Kendi sitesinde fiyatı 239 tl. İlk önce çok düşündüm, alsam mı diye.. Sonra bigün klasik limango, markafoni.. gezinmelerimde clubboon'da 149 tl görünce farz oldu almak. Farklı markaların da bu tarz ürünleri var, fakiri görmüştüm. Bu hafta tchibo'da var, ki anneme aldım bugün..Marka konusunu bilemem, ek parçaları, wattları, su hazneleri vs farklı, ama kesinlikle tavsiye ederim.. Özellikle küçük çocuklu, astım hastalı ya da kimyasallar kullanmadan temizlik yapmak isteyenler için ideal.. Kolay gelsiiin :)