Minik mutfak penceremizden- Bodrum'da büyük ev ya da pencere yok zaten- arka bahçemizden yağmur manzarası..
Bodrum'un en güzel, sessiz, mandalina kokulu günleri başladı..
Müskebi'de sonbahar, ilk yağmur..
19 Kasım 2008 Çarşamba
Halay başı Melek Güneş
Blog Kardeşliği
16 Kasım 2008 Pazar

Kendilerinden izinsiz fotoğrafları kullanılan bebeler sol baştan
1.neva 2.arda 3.tuna 4.ömer yiğit 5.poyraz 6.melek güneş 7.maya 8.efe 9.ceren
Çeşitli denemeler sonucu çoook sevdiğim minacığın resmini ekleyemedim. Şahsından bir kez daha özür diliyorum.
Bu kardeşliği oluşturanların çok minik bir kısmı resimdekiler. Nette varoluş nedenimiz oldukları için bu onlara ithaf edilmiş bir yazıdır. Anneler üstüne alınmasın, hele babalar hiç!! :)
Bu ablalarımız, abilerimiz bizden bir özürü çoktan hakediyorlar.
Çünkü en özel, an mahrem anlarını, an gizli sırlarını, minik kişisel özelliklerini onlardan habersiz ifşa ediyoruz sayfa sayfa. Daha içimize düştükleri ilk andan itibaren sanki bu gayeeet doğal olay sadece bizim başımıza geliyormuş gibi yaşadığımız herşeyi fazlasıyla ciddiye alıyor, ama bizim gibi aynı şeyleri yaşayanlarla karşılaşınca sanal alemde birden 40 yıllık dost oluyoruz. Blog anneleri, henüz anne olmayan en samimi arkadaşlarımızdan bile daha iyi arkadaş oluyor kimi zaman- damdan düşenin halinden damdan düşen anlarmış ya, o hesap.
Dediğim gibi, bu bebeciklerin zaten derdi başını aşmış. Sıcacık, karanlık yuvalarından koparılmışlar. Kimisi yuvadan erken çıkma tehlikesiyle karşılaşmış, kimisi metrelerce kordonla savaşmış. Sonunda bir şekilde, çeşitli yollardan kavuşmuşlar sıcak anne koynuna, güçlü baba kollarına. Ama bu sefer yeni dünyada uğraşmaları gereken daha önemli sorunları çıkmış.
Diplomayı duvara asıp karşısında süt pompalayan yeni annecikler. Yoğun iş temposu, hızlı gençlik günleri bitip de eline gaz damlasını alan taze anneler, dikilmiş buncağızların başına.
Emzir, gazını çıkar, altını al, uyut, sonra yine dön başa!!
Tanışma, alışma, emişme sürecine bir de etraftan gelen 'Sütün mü az acaba?', 'Eee bitti artık gezme tozma, bebek geldi artık!' şeklinde üstünde durunca çoook moral bozucu, takmamayı öğrenince gayet sıradan cümlecikler uçuşmuş etrafta.
Eskiden çook önem verilen cilt bakımı, vücut ölçüleri, son çıkan albümler, kitaplar, tüüüm hobiler kısa bir süre için rafa kaldırılmış, dünyadaki en önemli şey sabaha karşı çıkarılmaya çalışılan bir pırt sesi olmuş. Bu dönemde dinleyebildiğimiz tek şey ise cami hocasından sabah ezanı, sleeperdan 'Daha dün annemizin...' melodisi olmuş.
Bu minik arkadaşlar ise tüm şaşkınlıkları, korkaklıklarıyla bakmışlar objektife her seferinde. Çoook önemli çünkü. Bu fotoğraflar bloga konulacak, yazıya başlık bulunacak, basılıp ananelere, babanelere dağıtılacak ve yıllar sonra yaptığı sıradan bir hareket, albüme bakınca hatırlanacak, arkadaşlarının yanında defalarca bıkmadan anlatılacak, onlar da bizim bir zamanlar yaptığımız gibi, 'Öööf anne ya!!' diyecekler bize.
Çoook yaşasın kuzucuklarımız, nazarlar değmesin, yaptığımız acemilikleri affetsinler. Eee, kolay değil ilk çocuk olmak :)
Gn'le bir İzmir klasiği
14 Kasım 2008 Cuma
Bir parçam daha İzmir'de kaldı yine.
Miniğimi de tanıştırdım, sevmiştir umarım o da oraları, akrabalarını.
Yine kısıtlı zamanda ordan oraya koşuşturduk. Misafirlerden fırsat bulduğumuz her an, Gn'le alışverişe koştuk :)
Melek Güneş'i emzirip anneme bıraktım 2 sefer.
İlkinde tabi ki Alsancak Mango Outlet'e gittik. Çok fazla bir indirim yoktu, sezon sonu kalmadığı için sanırım. Ama yine de özlediğim Alsancak havasını aldık, Gloria Jean's'de dinlendik. Ama eve dönüşte otobüste bebeğini taşıyan bir anneyi görünce herşeyi unuttum. Ben artık gerçekten anneliğe adapte olmuşum, bunu daha iyi anladım. Eskiden kendime bissürü şey almak isterken artık gözüm bebek mağazalarına kayar olmuş :)
Bir kere de MTK'ya gittik.
Bilenler bilir, bilmeyenler çooook şey kaybeder. İzmir'de
Manifaturacılar Çarşısı vardır. Garaja giderken sağda, dönerken solda :) Çok sayıda toptancı ve atölyeler var. Bir de arada yabancı markaların minik defolu, ihraç fazlası vs mallarını çoook komik rakamlara perakende satan dükkanlar var. Melek Güneş'in neredeyse bütün giysilerini oradaki bir dükkandan almıştım. Bodrum'da 20-25ytl olan Andy Wowo bodyleri 3-4 ytlye bulunca doldurmuştum. İşte oradan da kendime sweatshirt, eşofman altı vs aldım, zira bünye artık kot pantolon, gömlek gibi daha önce hiç çıkarmadığım şeyleri ısrarla reddediyor. :)
Buna da bayıldım ayrıca..
Biz geldiiik :)
13 Kasım 2008 Perşembe
Epeydir yazamıyorum bloğa. Aslında nete bile giremiyorum. Yoğun, eğlenceli, kalabalık günler geçiriyoruz çünkü melek güneş'le.
Önce Bodrum'da mevlüd yapıldı. Daha sonra ilk İzmir yolculuğumuza çıktık. Melek Güneş, yol boyunca ve İzmir'deki ilk 2 gününde aralıksız uyudu. :) Feci yol tuttu yani :) Uykusunda emdi, kucaktan kucağa gezdi, büyük anneannesi ve dedesiyle tanıştı.
Benim için de hayat hiç olmadığı kadar zevkli. Artık boynuma burnunu sokup kokumla uyumayı seven bir küçücük meleğim var. Babası asma kurdu diyor. :)
Bu arada kaptanımız Bodrum Cup '08'deydi.
Böyle süzüldü 4 gün boyunca
Teyzem örsün, benim olsun :)
23 Ekim 2008 Perşembe

1) Uzun zaman önce beğenmiştim bu bluzu. Kaynak gösteremiyorum o yüzden. Çook beğenmiştim rengini de ,modelini de..
2) Bu da öyle. Biraz eski bir model gibi, çok tatlı..
3) Bodrum'un havasına atkı çok ağır geliyor. Ama bu çok rahat ve şık olabilir. Çok değişik renkleri ve modelleri burada..
4) Bu da Derya Baykalvari bir yakalık. Sevdim ama. O da burada..
Böyle işte teyzeciğim. Bu yazımı sana ithaf ediyorum. Mesajımı almışsındır umarım. Senden başka resimden örnek çıkarabilen kimsem yok çünkü. :)

